KORKUTAN RAPOR AÇIKLANDI!

NASA'nın yeni ortaya çıkan raporu, farklı bir felaketi öngörüyor ve olası bir tarih de veriliyor

NASA'nın yeni ortaya çıkan raporu, ilk kez farklı bir felaketi öngörüyor ve olası bir tarih de veriliyor: 12 Eylül 2012...

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'nce (NASA) hazırlanan raporda, şimdiye kadar pek de düşünülmeyen, farklı bir felaketten söz ediliyor. Raporda ne küresel ısınma, ne depremler, ne süper-volkan, ne göktaşı çarpması var.

Raporda, Güneş'te meydana gelmesi beklenen büyük bir fırtınadan söz ediliyor. Bunun, Dünya'da yaratacağı etkiler ise "kötü bir kehanet" ya da bir korku filmi senaryosundan farksız...

Güneş yüzeyinde meydana gelen büyük fırtınalarla ortaya çıkan plazma toplarının Dünya'daki enerji şebekelerini çökerterek insanlığı mutlak bir çöküşe sürükleyebileceği uyarısı yapılıyor.

NASA'nın Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi'yle ortaklaşa hazırladığı raporda, Güneş'te meydana gelen enerji patlamalarının bugüne kadar Dünya'daki enerji ve iletişim hatlarında görece kısa süreli ve küçük çaplı hasarlara yolaçtığı, ancak büyük çaplı bir patlamanın Dünya'nın manyetik alanına muazzam bir hasar verebileceği kaydedidildi.

Bahsi geçen patlamalardan bugüne kadar kayıtlara geçen tek örneğin 1859'da yaşanan "Carrington Olayı" olduğu belirten uzmanlar, benzer bir patlamanın Kuzey Amerika, İskandinavya, Avrupa ve Çin üzerinde on yıllarca onarılamayacak tahribata yolaçabileceğini söylüyor.

Güneş yüzeyindeki olası bir büyük patlamanın, Dünya'da saatler içerisinde tüm enerji hatlarını eriterek kullanılamaz hale getirebileceği, bunun sonucunda da altyapının çökeceği ve insanlığın Taş Devri'ne dönüş yaşayacağı öngörülüyor. NASA'nın raporunda böyle bir felaket için olası bir tarih de veriliyor: 12 Eylül 2012...

2010 - 2020 - 2030 - 2040 ve 2050 de olacaklar



İSTANBUL - Kendilerini “gelecek bilimci” olarak tanıtan ikilinin önümüzdeki 50 yıl içerisinde nelerin insanların hayatına gireceği, nelerin varlığını yitireceği hakkında yaptıkları yorumda, 2049 yılında gelecek bilimcilerin de ortadan kaybolacağını tahmin ediyorlar.
Ross Dawson tarafından hazırlanan Yokoluş Çizelgesi, 1950 yılından başlayarak 2050 yılına kadar yok olabilecek şeylerin listeliyor. Bu listeden esinlenerek “hayatımıza girmesi muhtemel şeyler” listesini hazırlayan Richard Watson, olabilecekler hakkında bir öngörüde bulunuyor.

2010
* Hayatımızdan çıkacaklar: Mektup yazmak - Normal sıcaklıklardaki hava düşüncesi - Kişisel gizlilik - Kül tablaları - Sütçüler
* Hayatımıza girecekler: Yalan makineleri - Giyilebilir bilgisayarlar - Uyku makineleri

2015
* Hayatımızdan çıkacaklar: Kaybolmak - Teşekkür mesajları - Karasal telefonlar
* Hayatımıza girecekler: Ay üzerinde kurulacak yerleşim yerleri - Tek kullanımlık cep telefonları - Akıllı kozmetik ürünleri - Yalnızca uyumak için tasarlanmış oteller

2020
* Hayatımızdan çıkacaklar: Postaneler - Ücretsiz otomobil park alanları - 1. Dünya Savaşı’ndan kurtulanlar - Sekreterler - DVD - Rusya’daki demokrasi - Telefon rehberleri - Normal emeklilik düşüncesi - Özgür Tayvan
* Hayatımıza girecekler: Robotlar tarafından yapılan ameliyatlar - Yapay gözler

2025
* Hayatımızdan çıkacaklar: Doğru yazım ve imla - Yollarda ücretsiz olarak otomobil kullanmak - Masaüstü bilgisayarlar - Haftasonu izinleri - Maldivler - Paris Hilton
* Hayatımıza girecekler: Hidrojen yakıt istasyonları - Ülke dışında yerleştirilmiş hapishaneler - Hafıza silme - Duyusal internet

2030
* Hayatımızdan çıkacaklar: Reality show’lar - Ticari birlikler - Miras vergisi - Normal bir öğle yemeği yemek - Kozmetik endüstrisi sayesine estetik ameliyata ihtiyaç duymamak
* Hayatımıza girecekler: Robot çocuk bakıcıları - Sanal tatiller - Uzaya kurulacak bir merdiven - Yapak hafıza güçlendiriciler - Otomatik şöförlü arabalar - Sanal bakteri

2035
* Hayatımızdan çıkacaklar: Kendi kendine oyun oynayan çocuklar - Bozuk para - Petrol - Microsoft - Orta sınıf - Düşük fiyatlı yolculuk - Bangladeş
* Hayatımıza girecekler: Kendi kendini tamir eden yollar - Gene göre ayarlanmış diyet - 3 boyutlu yazıcılar - Sanal gerçeklik pencereleri

2040
* Hayatımızdan çıkacaklar: Banknot ve cüzdanlar - Petrol ürünleriyle çalışan motorlar - Bağımlılık ve sağırlık - Milli para - Ücretsiz halk alanları - “Özür dilerim” deme fikri - Avrupa Birliği
* Hayatımıza girecekler: Uzayda kurulacak fabrikalar - Evrensel para birimi - Video oynatabilen duvar kağıtları - Yalnızca hapishane olarak kullanılan ülkeler.

2045
* Hayatımızdan çıkacaklar: Monopoller - Kravat - İngiliz monarşisi - Doğal doğum
* Hayatımıza girecekler: Çevreyi kirletmeye göre ayarlanan vergiler - Görünmezlik pelerini - Mars’taki ilk insan

2050
* Hayatımızdan çıkacaklar: Tek parça halindeki Belçika - Körlük - Google - İkinci dünya savaşından sağ kalanlar
* Hayatımıza girecekler: Hastalıklarla mücadele edecek küçük robotlar - Beyin nakli - Küresel nüfus hüviyeti - Hafıza yükleme - Seçimler ve vergileri - Işınlanmak

Daha sonrasında
* Hayatımızdan çıkacaklar: Çirkinlik - Birleşik devletler - Ölüm (İstenmediği sürece)
* Yapay beyin - Göktaşlarında madencilik - Stres seviyesini ölçen ve gösteren elbiseler.

NASA, yeni uzay kıyafetleri yaptırıyor


Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), uzay programının bir sonraki aşaması için 40 yıl aradan sonra yeni uzay kıyafetlerini tasarlayacak şirketi seçti. Ay'a 2020'de yapılması planlanan seyahatte de kullanılacak yeni uzay kıyafetleri için açılan 745 milyon dolar tutarındaki ihaleyi, Ay'ın keşfinde kullanılan ilk kıyafetleri üreten tecrübeli Hamilton şirketi kaybederken, "offshore petrol ve doğalgaz endüstrisi ekipmanı" konusunda iyi bilinen Oceaneering International şirketi kazandı. Yeni kuşak uzay programının yardımcı yöneticisi Doug Cook, 1970'lerden beri yeni EVA (Extra-Vehicular Activity-Araç Dışı Faaliyet) kıyafeti geliştirmediklerini belirterek, araç dışı kıyafetlerin sadece uzayın ağırlıksız koşullarına uygun değil, aynı zamanda Ay'da yürümeye uygun şekilde tasarlanacağını söyledi. Astronotlar, şu anda, biri kalkış ve iniş sırasında, diğeri uzay yürüyüşleri için olmak üzere iki ayrı basınçlı uzay kıyafeti giyiyor. Astronotlar, özellikle uzay yürüyüşü için giydikleri kıyafetin ağırlığı ve kullanışsızlığından şikayet ederek, uzaya çıktıkları sırada bu kıyafetlerle "mücadele etmek" zorunda kaldıklarını söylüyor. Daha modüler bir yaklaşım sergileyen yeni sözleşmeye göre, kalkış ve dünyaya dönüş için kullanılacak yeni kıyafetlerin miğfer, kol, bacak ve botları Ay'da da kullanılabilecek. Şu anda kullanılan 158 kilo ağırlığındaki kıyafetlerin çok çeşitli sorunu bulunurken, yeni kıyafetlerin çok daha hafif olacağı ve astronotlara özellikle bacaklarında çok daha fazla hareket serbestisi sağlayacağı belirtiliyor.
GençBilim'den alıntıdır.

TRANSLASYON

Düzeltme işlemleri tamamlanmış olan mRNA daha sonra çekirdek (nukleus) den çıkarak "ribozom" adı verilen bir organele doğru yol almaya başlar.Ribozoma ulaşan mRNA ribozoma bağlanır. mRNA nın bir özelliği ise DNA daki gibi sıralanan bazların 3 lü gruplar halinde ayrılmış olmasıdır. Bir örnek verelim ; DNA üzerindeki kodonlar " AATGCCGATGTA " şeklinde ise, sentezlenen mRNA nın görünümü " UUA-CGG-CUA-CAU " şeklinde olacaktır.Dikkat ederseniz baz sıralamasında bir değişme yoktur, yanlızca bazlar 3 lü gruplar halinde taksim edilmişlerdir.Taksim edilen bu 3 lü gruplara ise "kodon" adı verilir.Tabii RNA da adenin bazına karşılık urasil bazının, guanin bazına karşilik ise sitozin bazının geldiğini unutmamak gerekir. Bu şekilde üretilen mRNA ribozoma bağlandıktan sonra 3 lü grupların okunmasına başlanır.tRNA adı verilen bir başka RNA çeşidi ise bildiğimiz mRNA veya DNA kadar uzun değildir.tRNA (Taşıyıcı RNA) üzerinde yanlızca 15-20 baz sırası bulundurur.tRNA nın diğer bir özelliği ise birbiri ardına sıralanan bazların bir daire oluşturacak şekilde bağlanmasıdır.Bunu halay çeken bir grup insana benzetebilirsiniz. tRNA halkasının üzerinde iki önemli bölge vardır.Bu bölgelerden ilki, taşıyacağı aminoasidin tanınmasını sağlayan bölgedir.Diğer bölge ise tRNA nın mRNA ya bağlanacağı, 3 adet baz sırasından oluşan bölgedir.Bu bölgeye ise " Anti-kodon " adı verilir. mRNA üzerinde bazların 3 lü gruplar halinde dizildiğinden bahsetmiştik.İşte tRNA üzerinde bulunan, " anti-kodon " adı verilen ve yanlızca 3 adet baz sırasından oluşan bu bölge, ribozoma tutunmuş mRNA üzerindeki " kodon " adı verilen 3 lü gruplara bağlanır.Tabii tRNA ların anti - kodonları, mRNA üzerindeki kodonlara sırasıyla bağlanırken beraberlerinde taşıdıkları aminoasitleride getirmişlerdir.Bu yüzden tRNA ya bu isim verilmiştir." Aminoasiti taşıyan RNA " tRNA lar aminoasitleri taşıyıp sırasıyla kodonlara bağlandıkça, tRNA ların sırtlarındaki aminoasitlerde birbirleriyle bağlanmaya başlarlar.

Üstteki şekilde mRNA (messenger RNA) daki kodonlardan birisine bağlanmakta olan bir tRNA görülüyor.Görüldüğü gibi mRNA daki kodonun baz dizilimi GCC, bu kodona bağlanan tRNA nın ise anti - kodonu CGG şeklindedir. tRNA üzerinde bulunan pembe halka ise " aminoasit " i temsil etmektedir. Yüzlerce binlerce tRNA yanyana dizildiklerinde, üzerlerindeki aminoasitlerde yanyana gelmiş olur.İşte yanyana gelmiş olan bu aminoasitler birbirleriyle bağ yaparak proteini sentez etmeye başlar.Hatırlarsanız protein molekülünün aminoasit zincirlerinden meydana geldiğini soylemiştik. Yukarıda anlatmak istediğimiz olayları üsttekii şekil gayet iyi açıklıyor.Sağ tarafta yaklaşmakta olan mavi renkli tRNA lar görülüyor.tRNA ların üzerlerinde ise yeşil ve sarı renklerle gösterilmiş " aminoasit " ler görülüyor.Yeşil renkli şerit mRNA yı, boynuzlu gri yapı ise ribozomu temsil etmektedir. tRNA lar sırasıyla mRNA üzerine yerleştikten sonra, sırtlarındaki amino asitler bağ yapar.Tam bu sırada işi biten tRNA yükünü boşaltmış olarak mRNA dan bağını kopararır ve ribozomdan ayrılır.Fakat taşıdığı amino asit, kendinden önceki tRNA nın getirdiği aminoasitle bağ yapmış olarak protein zinciri oluşumuna katılır. Bu gerçektende insanı hayranlık içerisinde bırakan bir sistemdir.Bugün dünya üzerinde yapay olarak üretilen proteinler bile canlı bir hücre tarafından üretilen proteinin adi bir taklidi olmaktadır.
GençBilim alıntı.

Uyuşturucu Madde Bağımlılığı

İnsanlarda sakinleştirici, keyif veren veya uyarıcı etkileri olan, giderek daha fazla alma isteği doğuran, bırakıldığında yoksunluk belirtileri doğuran kimyasal maddelere ve ilaçlara uyuşturucu madde adı verilir.Zararlı etkileri bilindiği halde uyşturucu maddelere karşı duyulan sürekli alma isteğinin engellenememesine uyuşturucu madde bağımlılığı denir. Uyuşturucu maddelerin bir kısmı tedavi amacıyla kullanılır.Bir kısmı ise sadece keyif verici veya uyarıcıetkileri sebebiyle kullanılmaktadır.Tedevi amacıyla kullanılan maddeler de doktor kontrolü dışında sakinleştirtici veya keyif verici etkileri sebebiyle kötü kullanılmakta ve bağımlılığa yol açmaktadır.Uyuşturucu maddeler yıllardır ruhsal duruma olumsuz etkileri olduğu bilinen maddelerdir.Günümüzde en gelişmiş ülkelerden geri kalmış ülkelere kadar çok yaygın olarak uyuşturucu madde kullanılmaktadır.Bazı ülkeler uyuşturucu madde kullanımı ve taşınmasına ağır cezalar uygulamaktadır. Bazı ülkelerde ise bu serbest bırakılmıştır. Uyuşturucu olarak kullanılan birçok madde vardır. Bunların kimyasal yapıları birbirinden farklıdır. Kullanıldıklarında merkezi sinir sisteminin farklı bölümlerini etkileyerek değişik belirtilere yol açarlar. Uyuşturucu maddeleri ve özelliklerini aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz.

Afyon, morfin, eroin grubu uyuşturucular: Bu grup uyuşturucular afyon bitkisinden elde edilir. Güçlü ağrı kesici özelikleri vardır. Merkezi sinir sisteminde yatıştırıcı etki yaparlar. Bu maddeler kullanıldığında sakinleşme, neşelenme meydana gelir. Kaygılar ve sıkıntılar kaybolur.Düşünme yeteneği azalır, irade zayıflar.Kişilik bozukluğu, ilgisizlik, ruhsal çöküntü meydana gelir.Kan basıncı düşer, nabız ve solunum sayısı azalır.Göz bebeklerinde küçülme, ağız kuruluğu, bulantı, kusma görülür. Çok kolay bağımlılık yapan maddelerdir. Yoksunluk durumunda burun akıntısı, titreme, terleme, kramplar, panik ve bilinç kaybı meydana gelir. Esrar: Hint kenevirinden elde edilen bir uyuşturucudur. Merkezi sinir sisteminde yatıştırıcı etki yapar. Özellikleri ve yoksunluk tablosu afyon ve türevlerine benzer. Kullanıldığında rahatlama ve uyuşukluk meydana getirir. Kişi bir rüya alemine dalar, halisinasyon görür. Uzun süre kullanıma bağlı olarak karakter kaybı ve akli durumda bozukluklar meydana getirir. Barbituratlar ve sakinleştiriciler: Barbituratlar, diazem benzeri sakinleştirici ilaçlar tıpta kullanılan maddelerdir. Bunların doktor kontrolü dışında kullanlması bağımlılığa yol açar. Merkezi sinir sisteminde yatıştırıcı etkisi olan bu maddeler kullanıldıklarında gevşeme, rahatlama ve uykuya eğilim meydana getirirler. Uzun süre kullanıldıklarında karaciğerde kanser, kan dokuda bozukluk meydana gelir. LSD, Meskalin, PCP: Bu grupta yer alan maddeler hayal gördürücü maddelerdir. Kullanıldıklarında önce neşe, sevinç ve tatlı hayaller görülmesine yol açarlar. Daha sonra endişe, panik, kusma, hafıza kaybı meydana getirirler.Şiddet eğilimine ve ruh hastalıklarına yol açarlar. Kokain: Koka bitkisi yapraklarından elde edilen bir maddedir. Uyarıcı bir özelliği vardır. Kullanıldığında yalancı bir kuvvet hissi, konuşma isteğinde artma, cinsel uyarı yaratır. Daha sonra ruhsalçöküntü, halisinasyonlar, kalp ve solunum yetmezliği durumlarına yol açarlar. Amfetaminler: Uyarıcı özelliği olan ilaçlardır. Genellikle doping amacıyla kullanılırlar.Uykusuzluk, aşırı haretlilik ve halisinasyona yol açarlar. Karaciğer hasarına sebep olurlar.

Solunum yoluyla çekilen uyuşturucu maddeler, solventerler(çözücüler), yapıştırıcılar gibi maddelere inhalanlar denir.Bu maddeler baş ağrısı, görme bulanıklığı, uyuşukluk meydana getirir. Kısa sürede karaciğer ve böbrek hasarı, bilinç kaybı, kemik iliğinde baskılanma sonucu kansızlık meydana getirirler. Bu maddelerin etkilerini bir bütün olarak ele alırsak;

Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde : Sigaradan itibaren bütün uyuşturucuların en büyük zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindedir. Bu sebeple beynin mazrufu olan aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi dengeden , normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırırlar. Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik , erken bunama , şuur kaybı , uykusuzluk , felçler hezeyan (sayıklama , saçmalama , akıl dışı davranışlar ) hallüsinasyon (vehim , hayal görme , işitme vs. ) lar , zeka ve hafıza kayıpları.En kısa ifade ile: Akıl hastalıkları , zihni ve ruhi karmaşa ve kaoslar. Sindirim Sisteminde: Bulantı , kusma , karın ağrıları , kabızlık , ishal , mide ve bağırsak spazmları , kanama ve yaraları , gastrit , ülser vs. Karaciğer ve Böbreklerde: Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu organlara düşmekte olup , karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik , yağlanma ,sertleşme (siroz)... Böbreklerde büyük tahribat , albümin , kan ve idrar çoğalması , tıkanmalar ,ağır böbrek hastalıkları. Gözlerde: Işık ve mesafede uyumsuzluk , şaşılık gece körlüğü , göz bebeği büyümesi , küçülmesi , göz adele felci bilinen sonuçlar ve tezahürlerdir. Solunum Sisteminde: nefes darlığı , öksürük , boğulma hissi , bu yolla kalp sıkışmaları , solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır. Kan organlarında: Kan ,insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri , kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır. Zehirlenme: Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu yolla gelen ölümlerdir. İlk defa olursa HAD , tekerrür ederse "Müzmin Zehirlenme" adını alır.

Sosyal bir varlık olan insanın çevresi ile uyum içinde olması, akıl ve zihin sağlığı ile mümkündür. Bu sebeple akli ve zihni hayatın en büyük düşmanı olan uyuşturucular , insanın uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekle onu aileden , toplumdan ve çevresinden kopararak , yalnızlığa , bunalıma ve hemen ardından da sorumsuz, hipisel (hayvani) bir hayata mahkum eder. Bağımlıyı yaşayan bir ölü haline getirir. (Hip Kültür) Bu sebeple , uyuşturucuların , bağımlıya , aile hayatına , doğacak çocuklara , iş hayatına , aile ve ülke ekonomisine , ferdi ne toplumsal ahlaka (namus ,iffet, şeref , haysiyet v.s.) verdiği zararlar ifadelere sığdırılamaz. İntiharların , cinayetlerin , her türlü fuhşiyat , gasp ve anarşinin temelinde uyuşturucu vardır. İç ve dış düşmanların en tahripkar silahı uyuşturucu ve uyuşturucu salgınlarının itici gücü olan uyuşturucu kültürü (hip kültür) dür. Cemiyetleri inkıraza götüren her türlü maddi ve manevi tahribatın temeldeki sebebidir. Bunlar, ayrıca AİDS, frengi , verem , kanser , kangren ve benzeri bir çok ölümcül hastalığın yayılmasında da en büyük fail uyuşturucular ve bağımlılarıdır.Gençbilim alıntı.

Türk Telekom'dan VDSL müjdesi 30 Megabit Geliyor.


Alıntı

Hızlı internet erişimi ADSL?de altyapı yatırımlarını artıran Türk Telekom (TT), mevcut hız kapasitesini 20?ye katlayan VDSL2 servisini başlatmaya hazırlanıyor. TT?nin ocak ayında çıkaracağı VDSL2, ilk etapta 100 bin aboneye ulaştırılacak ve 30 megabit hızda olacak. Böylece ADSL?de 4 megabit olan hız da bir anda 8?e katlanmış olacak.
VDSL2 sayesinde bireysel kullanıcılar da oldukça gelişmiş seviyede internet erişimine sahip olabilecekler. Örnek vermek gerekirse, 700 MB?lık DivX formatında bir film, VDSL2 sayesinde 4 dakikada, 5 MB büyüklüğünde bir müzik dosyası ise 25 saniyede bilgisayara yüklenebilecek.

TT ayrıca internet erişimindeki hız kapasitesini de kademeli olarak artıracak. Planlara göre, bu sıralama 8 , 12, 16, 20, 24 ve 30 megabit olacak. 30 Mbitlik paketin fiyatını açıklamayan TT yetkilileri, hız artışıyla birlikte ADSL ücretlerinde düşüş olacağını söyledi.

TT, New York?ta!

Altyapı sağlayıcısı TT, ADSL hizmetinde olduğu gibi VDSL2 servisini de toptan olarak satacak. Ardından da başta TT Net olmak üzere diğer şirketler bu servisi son kullanıcıya ulaştıracak.

İlk etapta 30 megabit olan hız seviyesi, 70 megabite kadar çıkacak. Şirketin 2008 sonu hedefi bu servisi 250 bin kullanıcıya ulaştırmak. Bunun için ciddi altyapı yatırımı yapan firma, yurtdışı çıkış hatlarını da kuvvetlendirmek için çalışma başlattı. Bu kapsamda New York, Londra ve Paris?te POP noktaları kurulacak. Bu sayede gerek duyulduğunda buralardan da hizmet alınmış olacak.

VDSL2 aynen ADSL?de olduğu gibi telefon hattı kullanılarak ve hat meşgul edilmeden kullanılıyor. Sadece modemlerin bu teknolojiye uyumlu olması gerekiyor.

VDSL2 sayesinde, kullanıcılar Triple Play denilen ses, görüntü, veri, yüksek çözünürlüklü televizyon (HDTV) ve interaktif oyunlardan da yararlanabiliyor.